"Tamam Tamam, Sus Artık"
Çocuk ağlamaya başlar ve o an başımız döner: "Tamam tamam, hadi sus artık." "Bir şey yok ki." "Neden ağlıyorsun?" Çoğu zaman niyetimiz kötü değildir; sadece o anı hızlıca durdurmak isteriz. Ama tam bu noktada fark etmediğimiz bir şey var: ağlayan çocuğu susturmaya çalışmak, uzun vadede çocuğun duygularını nasıl taşıyacağını biçimlendiren en güçlü anlardan birinde yanlış mesaj verir.
Sıla Tiran Başbuğ kısa bir videoda bunu anlatıyor. Bu yazı, susturma cümlelerinin çocuğa ne öğrettiğini, neden susturmaya bu kadar hevesli olduğumuzu, araştırmaların ne gösterdiğini ve ağlayan çocuğa ne yapılabileceğini beş adımda topluyor.
Ağlamak Bir Yardım Çağrısıdır
Çocuk ağladığında beyninin duygu merkezinden bir yardım çağrısı yükselir. Küçük çocuk o duyguyu tek başına yatıştıracak donanıma henüz sahip değildir; sakinleşmeyi önce bir yetişkinin yanında, onun sakinliğine yaslanarak yaşar. Zamanla, defalarca yaşadığı bu deneyimden kendi kendini sakinleştirmeyi öğrenir. Bu yüzden yetişkin o çağrıyı nasıl karşılıyorsa, çocuk ileride duygularını öyle düzenler. Ağlamak bir kriz değil, bir iletişim biçimidir.
Susturma Cümleleri ve Çocuğun Duyduğu
- "Ağlama.": Ağlamak kötü bir şey.
- "Abartıyorsun.": Hissettiğim şey yanlış.
- Sussun diye dikkatini dağıtmak: Duygum önemsiz; görmezden gelinmeli.
- "O kadar da önemli değil.": Kimse beni anlamıyor.
Bu mesajlar yetişkinlikte tanıdık biçimlerde geri döner: ilişkilerinde kendini ifade edemeyen, öfkesi taşınca patlayan, üzüldüğünde içine kapanan, sınır koyamayan ve belki en zoru, kendi duygularından utanan biri. Çünkü çocuğa ağlamamayı değil, hissetmemeyi öğretmiş oluruz. Çevreden gelen "erkek adam ağlamaz, polis gelir" türü cümlelerin etkisini sokakta ağlayan çocuk yazısında ele aldık.
Neden Susturmaya Bu Kadar Hevesliyiz?
Çoğu zaman bizi rahatsız eden çocuğun ağlaması değil, o ağlamanın bizde uyandırdığı duygudur: çaresizlik, utanç, yorgunluk, belki kendi çocukluğumuzda susturulmuş olmanın izi. Yani çoğu zaman çocuğu değil, kendimizi susturmaya çalışırız. Bunu fark etmek suçluluk için değil; ağlama başladığında önce kendi nefesimize dönebilmek içindir. Sakin kalan bir yetişkin, çocuğun taşmış sinir sisteminin yaslanabileceği ilk yerdir.
Araştırmalar Ne Diyor?
Duyguyu kelimeye dökmenin beyindeki etkisi görüntüleme çalışmalarıyla gösterildi: yetişkinlerle yapılan bir çalışmada, olumsuz duygu uyandıran görüntülere bakarken o duyguya bir ad koymak, beynin alarm merkezi olan amigdalanın tepkisini azalttı ve ön beyinde düzenlemeyle ilişkili bir bölgeyi harekete geçirdi (Lieberman ve ark., 2007). "Kızgın olduğunu görüyorum" cümlesinin işe yaramasının nörolojik bir karşılığı var.
Bastırmanın bedeli de çalışıldı. Beş çalışmalık bir seride, duygusunu bastırmayı alışkanlık edinen yetişkinler daha az olumlu ama daha çok olumsuz duygu yaşıyor, ilişkilerinde daha zayıf işliyor ve daha düşük iyi oluş bildiriyordu; duyguyu yeniden değerlendirenlerde tablo tersineydi (Gross ve John, 2003). Susturulan çocuğun öğrendiği şey, ileride bu bastırma alışkanlığının ilk dersi olabilir.
İyi haber şu: duyguya eşlik etmek öğrenilebiliyor. 18-36 aylık çocuğu olan 300 ebeveynin rastgele iki gruba ayrıldığı bir denemede, altı oturumluk bir program anne-babaların çocuğun duygusunu küçümseme eğilimini azalttı, duyguya eşlik etmeyi artırdı ve kendi duygu düzenleme güçlüklerini hafifletti. Bir yıl sonra çocukların davranışları ve becerileri iyileşmişti; saç örneklerinden ölçülen stres hormonu da yalnız programa katılanların çocuklarında anlamlı biçimde düştü (Havighurst ve ark., 2022).
Ağlayan Çocuğa Ne Yapmalı? Beş Adım
- 1. Duyguyu adlandırın: "Kızgın olduğunu görüyorum." "Korkmuş olabilirsin." "Çok üzülmüşsün." Adı konan duygu küçülür.
- 2. Onay verin: "Ağlaman normal. Bu gerçekten zor olabilir." Onaylamak, davranışa izin vermek değildir; duygunun gerçek olduğunu kabul etmektir.
- 3. Yakın durun: "Buradayım. Hazır olduğunda konuşabiliriz." Bazı çocuklar sarılmak ister, bazıları yalnızca yanlarında birinin oturmasını. İkisi de yakınlıktır.
- 4. Duygu serbest, davranış sınırlı: Ağlarken vuruyor ya da fırlatıyorsa: "Ağlayabilirsin ama vuramazsın." Sınır davranışa konur, duyguya değil. Sınırın sıcak ve kararlı hâlini çocuğunuzla sınır koyma yazısında anlattık.
- 5. Sakinleşmeyi birlikte öğretin: "Hadi birlikte yavaşça nefes alalım." "İstersen sarılabiliriz." Kriz geçtikten sonra, sakin bir anda, bir dahaki sefere neyin iyi geldiğini konuşmak da bu öğrenmenin parçasıdır. Yazının altındaki duygu termometresi bunun için hazırlandı.
Bu adımlar her seferinde ağlamayı hemen durdurmaz; amaç da bu değildir. Amaç, çocuğun duygusuyla yalnız kalmamasıdır. Sessizliğe çekilmenin, yani küsmenin, susturmanın bir başka biçimi olduğunu çocuğa küsmek doğru mu? yazısında ele aldık.
Ne Zaman Destek Almalı?
Ağlama ve kriz anları okul öncesinde sıktır. Şu durumlarda bir uzmanla konuşmak iyi gelir: çocuk küçük bir hayal kırıklığında bile uzun süre sakinleşemiyorsa; tersine, hiç ağlamıyor, üzüldüğünde tamamen içine kapanıyorsa; krizlere kendine ya da başkalarına zarar verme eşlik ediyorsa; ya da siz çocuğun ağlamasına dayanmakta kendinizi sürekli zorlanır buluyorsanız. Oyun terapisinde çocuk duygularını güvenle yaşayabileceği bir alan bulur; ebeveyn görüşmelerinde ise evdeki karşılık birlikte değiştirilir. Bize ulaşabilirsiniz.
Kısaca
Ağlayan çocuk çözülmesi gereken bir sorun değil, anlaşılması gereken bir duygu taşır. Susturmak o günü kurtarır; çocuğa ise ağlamamayı değil, hissetmemeyi öğretir. Araştırmalar duyguyu adlandırmanın beynin alarmını yatıştırdığını, bastırmanın yetişkinlikte bedel ödettiğini ve duyguya eşlik etmeyi öğrenen ebeveynlerin çocuklarında stresin azaldığını gösteriyor. Adlandırın, onaylayın, yakın durun, davranışa sınır koyun, sakinleşmeyi birlikte öğretin. Bazen bir çocuğun ağlamasına izin vermek, onu sevmenin en güçlü yoludur.
Kaynaklar
- Lieberman, M. D., Eisenberger, N. I., Crockett, M. J., Tom, S. M., Pfeifer, J. H. ve Way, B. M. (2007). Putting feelings into words: Affect labeling disrupts amygdala activity in response to affective stimuli. Psychological Science, 18(5), 421-428. PubMed 17576282
- Gross, J. J. ve John, O. P. (2003). Individual differences in two emotion regulation processes: Implications for affect, relationships, and well-being. Journal of Personality and Social Psychology, 85(2), 348-362. PubMed 12916575
- Havighurst, S. S., Kehoe, C. E., Harley, A. E., Radovini, A. ve Thomas, R. (2022). A randomized controlled trial of an emotion socialization parenting program and its impact on parenting, children's behavior and parent and child stress cortisol: Tuning in to Toddlers. Behaviour Research and Therapy, 149, 104016. PubMed 35007962


