"Kaç Kere Söyledim!"
"Yapma dedim. Şimdi gerçekten kızacağım." Ses yükselir. Ve tuhaf bir şey olur: siz bağırdıkça çocuk aynı davranışı daha çok yapmaya başlar. Çoğu ebeveyn burada tek bir sonuca varır: "Beni ciddiye almıyor." Oysa mesele çoğu zaman ciddiyet değil, çocuk beyninin çalışma biçimidir.
Bu yazı, bağırmanın neden istenmeyen davranışı beslediğini üç mekanizmayla anlatıyor; araştırmaların ne gösterdiğini ve bağırmak yerine gerçekten işe yarayan beş adımı sıralıyor. Bağırmanın "kötü ebeveynlik" olduğunu söylemek için değil, neden işe yaramadığını anlamak için.
Duygu Merkezi, Mantık Merkezinden Hızlıdır
Çocuk beyninde duygu merkezi, mantık merkezinden çok daha hızlı ve çok daha güçlü çalışır. Öfke, heyecan ya da korku geldiğinde mantık devreye giremez. Bağırıldığında çocuğun aldığı mesaj "yanlış yaptım, düzelteyim" değildir; şudur: "Burada çok güçlü bir duygu var, dikkatimi buraya vermeliyim." Yüksek ses, davranışı düşünme kapasitesini açmaz; kapatır.
Bağırmak Davranışı Neden Artırır? Üç Mekanizma
1. Olumsuz ilgi de bir ödüldür
Çocuk için hiç fark edilmemek, azarlanmaktan daha zordur. Sessizce oynarken görülmeyen çocuk, kriz çıkardığında tüm dikkati üzerine çeker. Beyin bu yoğun ilgiyi, olumsuz da olsa, bir bağ kurma biçimi olarak kodlar. İlgi gelen davranış tekrarlanır; bu, öğrenmenin en eski kuralıdır.
2. Sinir sistemi alarma geçer
Yüksek ses çocuğun bedeninde adrenalini artırır, kalbi hızlandırır, kasları gerer. Bu uyarılma hali beden kontrolünü zayıflatır. Çocuk sakinleşmeden davranışı durdurma kapasitesine sahip değildir; bağırmak tam da bu kapasiteyi elinden alır. Öfke anında bedende olanı çocuklarda öfke kontrolü yazısında anlattık.
3. Öğrenme mekanizması karışır
Çocuk şu bağlantıyı kurar: "Böyle yaptığımda fark ediliyorum ve ortam hareketleniyor." Bu döngü tekrarlandıkça beyinde kemikleşir. Çocuk görünür olmak için krizi bir araç olarak kullanmaya başlar; çünkü sessizken görülmediğini, gürültü çıkarınca görüldüğünü öğrenmiştir.
Araştırmalar Ne Diyor?
Bağırma, aşağılama ve tehdit gibi sert sözlü disiplin uzun süreli izleme çalışmalarında incelendi. 976 iki ebeveynli ailenin izlendiği bir çalışmada, 13 yaşındaki çocuğa annenin ve babanın sert sözlü disiplin uygulaması, 14 yaşta davranış sorunlarının ve depresif belirtilerin artmasını öngördü. Çalışmanın iki bulgusu daha dikkat çekiciydi: döngü çift yönlüydü (çocuğun davranış sorunları da ebeveynin bağırmasını artırıyordu) ve anne-baba sıcaklığı bu zararı telafi etmiyordu: sevgi dolu ama bağıran bir evde de sonuç aynıydı (Wang ve Kenny, 2014).
Yani "bağırıyorum ama çok da seviyorum" dengesi araştırmayla uyuşmuyor. Sevgi, bağırmanın etkisini silmiyor; bağırmak sevgiyi görünmez kılıyor.
Neden Sadece Gürültü Çıkarınca Görülüyorlar?
Çoğumuz çocuğu sessizce, uyumlu bir biçimde oynarken fark etmeyiz; kriz anında ise bütün odağımızı ona veririz. Çocuk bu dengesizliği hemen öğrenir. Bu yüzden bağırmayı azaltmanın en etkili yolu, bağırmayla hiç ilgisi yokmuş gibi görünen bir şeydir: uyumlu anı fark etmek. "Kardeşinle sıra sıra oynadınız, gördüm." Bu cümle, çocuğun "görülmek için kriz gerekmez" bağlantısını kurmasını sağlar. Çocuğun bu bağlantıyı önce "anne bak" diyerek kurmaya çalıştığını sürekli "anne bak" diyen çocuk yazısında anlattık.
Bağırmak Yerine: Beş Adım
- Sakin ama kararlı duruş: Yüksek ses değil, net bir ses öğretir. Kararlılık tonda değil, tutarlılıkta saklıdır; bugün izin verilmeyen şeye yarın da izin verilmez.
- Yanına gidin, boy hizasına inin: Uzaktan bağırmak yerine yaklaşın, göz teması kurun. Çocuğun sinir sistemi, yüksek sese değil yakınlığa sakinleşir.
- Kısa ve net sınır: Uzun cümleler, duygu anında çocuğa ulaşmaz. "Dur. Vurmana izin veremem." Sınırın nasıl hem sıcak hem kararlı konacağını çocuğunuzla sınır koyma yazısında anlattık.
- Duyguyu adlandırın: "Şu an çok öfkelisin / çok heyecanlısın." Duygunun adı konduğunda mantık merkezi devreye girmeye başlar; bu, çocuğun davranışını durdurabilmesinin ilk şartıdır.
- Olumluyu yakalayın: Bağırmadan bir şey istediğinde, krizi çıkarmadan beklediğinde, uyumlu davrandığında mutlaka fark edin ve söyleyin. Görülen davranış tekrarlanır; bu kuralı bu kez lehinize çalıştırın.
Bağırdıysanız
Her ebeveyn bağırır. Önemli olan sonrasıdır. Sakinleşince yanına gidin: "Az önce bağırdım. Çok kızgındım ama bağırmak doğru değildi. Sana kızdım, seni sevmeyi bırakmadım." Bu cümle çocuğa iki şey öğretir: ilişkiler onarılabilir ve kızgınlık sevginin sonu değildir. Bağırmanın tersi olan sessizliğe çekilmek de bir çözüm değildir; bunu çocuğa küsmek doğru mu? yazısında anlattık. Ceza ve ödülle kontrol etmenin neden aynı duvara çarptığını ise ceza veriyorsunuz ama davranış değişmiyor mu? yazısında ele aldık.
Ne Zaman Destek Almalı?
Evde gün bağırmayla başlayıp bağırmayla bitiyorsa, çocuk sınırları yalnız bağırınca duyuyorsa, siz kendi öfkenizi kontrol edemediğinizi hissediyorsanız ya da çocukta vurma, içe kapanma, uyku ve okul sorunları eklendiyse bir uzmanla konuşmak iyi gelir. Davranış sorunlarında çocukla oyun terapisi, ebeveynle de evdeki döngüyü değiştiren görüşmeler birlikte yürür. Bize ulaşabilirsiniz.
Kısaca
Bağırmak, çocuğun davranışını değiştirmez; ilgiyi krize bağlar, sinir sistemini alarma geçirir ve öğrenmeyi karıştırır. Araştırmalar sert sözlü disiplinin davranış sorunlarını artırdığını ve sevginin bunu telafi etmediğini gösteriyor. Çocuğun davranışını değiştiren şey yüksek ses değil; sakin, tutarlı ve duygulardan korkmayan bir yetişkinin varlığıdır. Bağırmanın yanı sıra ödül-ceza pazarlığının da iç sesi nasıl susturduğunu ödül ve ceza çocukta neyi yok ediyor? yazımızda anlattık.
Kaynaklar
- Wang, M.-T. ve Kenny, S. (2014). Longitudinal links between fathers' and mothers' harsh verbal discipline and adolescents' conduct problems and depressive symptoms. Child Development, 85(3), 908-923. PubMed 24001259


