Dinlerse Ödül, Dinlemezse Ceza
Odasını toplarsa harçlık, toplamazsa tablet yok. Yemeğini bitirirse çikolata, bitirmezse park yok. Bu düzen işe yarıyor gibi görünür: çocuk o gün odasını toplar. Sorun, ertesi ay ortaya çıkar. Ödül bittiğinde davranış da biter; ceza korkusu kalktığında kural da kalkar.
Sıla Tiran Başbuğ bunu kısa bir videoda şöyle özetliyor: ödül ve cezayla yönetilen çocuk doğru davranışı değil, sistemi yönetmeyi öğrenir. Bu yazı o cümlenin arkasındaki mekanizmayı, araştırmaların ne gösterdiğini ve ödül-ceza olmadan sınır koymanın nasıl yapıldığını anlatıyor.
Çocuk Ne Öğreniyor?
Odasını yalnız harçlık için toplayan çocuk, düzenli olmanın değerini değil, ödüle giden yolu öğrenir. Ceza almamak için yalan söylemeyen çocuk, dürüstlüğün neden önemli olduğunu değil, yakalanmamayı öğrenir; bir sonraki sefer daha iyi gizlenir. Çocuğun yalanla kurduğu ilişkiyi çocuğum yalan söylüyor yazısında ayrıca ele aldık.
Her iki durumda da sorulan soru aynıdır: "Bunu yaparsam ne kazanırım, ne kaybederim?" Oysa büyümenin asıl sorusu başkadır: "Bunu neden yapmalıyım?" Davranışı yalnız dışarıdan kontrol ettiğimizde çocuğun kendi iç sesini, vicdanını ve "doğru olanı doğru olduğu için yapma" kapasitesini duyması zorlaşır. Otorite arkasını döndüğü an kural da biter; çünkü kural hiçbir zaman çocuğun olmamıştır.
Araştırmalar Ne Diyor?
Bu konu psikolojide onlarca yıldır deneylerle inceleniyor. 128 deneyi bir araya getiren bir derleme, bir işi yapmak karşılığında verilen somut ve önceden beklenen ödüllerin, insanların o işe duyduğu içsel ilgiyi azalttığını buldu: ödül kalkınca, ödülsüz grup o işe daha çok devam ederken ödüllü grup bırakıyordu. Aynı derlemede somut ödüllerin çocuklarda yetişkinlerden daha zararlı olduğu görüldü. Buna karşılık sözlü olumlu geri bildirim ("çok uğraştın, başardın") ilgiyi artırıyordu (Deci, Koestner ve Ryan, 1999).
Yani çıkartma tablosu çocuğu diş fırçalamaya alıştırmaz; çıkartmaya alıştırır. Çıkartma biter, fırça da biter.
Peki Sınır Olmayacak mı?
Kesinlikle olacak. Çocukların sınırlara ve kurallara derinden ihtiyacı vardır; sınırsız çocuk güvende hissetmez. Fark, sınırın amacındadır: korkutmak ya da rüşvet vermek için değil, çocuğa güvenli bir çerçeve sunmak için. Sınır koymanın sıcak ve kararlı biçimini çocuğunuzla sınır koyma, cezanın beyinde ne yaptığını ceza veriyorsunuz ama davranış değişmiyor mu? yazılarında anlattık.
Yapay Ceza Yerine Doğal Sonuç
Çocuğun sorumluluğu öğrenmesi için yapay ödül ve cezaya değil, davranışının doğal sonuçlarını yaşamaya ihtiyacı vardır. Aradaki fark cümlede saklıdır:
- Ceza: "Oyuncaklarını toplamazsan televizyon izleyemezsin." Çocuk tehdit duyar; toplarsa korkudan toplar.
- Doğal sıra: "Oyuncaklarımızı topladıktan sonra televizyon saatine geçiyoruz." Çocuk düzeni duyar: önce iş, sonra keyif; alanımızı temiz tutmak bizim sorumluluğumuz.
İkisi de aynı sonucu ister, ama çocuk ikisinden farklı şey öğrenir. Birincisi "güçlü olan kazanır", ikincisi "hayat böyle akar" der.
Hata Yaptığında
Suçlayıp cezalandırmak yerine iki soru sorun: "Bu davranışın sonucu sence ne oldu?" ve "Bir dahaki sefere bunu nasıl farklı çözebiliriz, birlikte?" İlk soru çocuğun sonucu kendisinin görmesini sağlar; ikincisi onu çözümün ortağı yapar. Cezalandırılan çocuk kendini savunur, soru sorulan çocuk düşünür. Çocuklar yalnız ödülle komut alan robotlar değildir; anlaşıldıklarında, yönlendirildiklerinde ve sorumluluk almayı öğrendiklerinde iç motivasyonu güçlü bireylere dönüşürler.
Ödül Tamamen Yasak mı?
Hayır. Zararlı olan, bir davranışı satın almak için önceden vaat edilen somut ödüldür. Çabayı fark eden bir cümle, beklenmedik küçük bir kutlama ya da birlikte geçirilen zaman ödül değil, ilişkidir. "Kardeşinle paylaştığını gördüm, bu kolay değildi" cümlesi çıkartmadan daha fazlasını yapar: çocuğa kendisiyle ilgili bir şey söyler. Övgü yerine çabayı görmenin inceliğini özgüven geliştiren oyunlar yazısında ele aldık. "Çok zekisin" övgüsünün yenilgiyi neden tehdide çevirdiğini çocuk neden kaybedince ağlar? yazısında anlattık.
Evde Geçiş Nasıl Yapılır?
- Çizelgeyi bir anda kaldırmayın: Ödülü azaltırken çabayı fark etmeyi artırın; çocuk boşluk hissetmesin.
- "Önce-sonra" diline geçin: Tehdit cümlelerini sıra cümlelerine çevirin.
- Az kural, net kural: Üç kuralı tutarlı uygulamak, on kuralı ara sıra uygulamaktan iyidir.
- Sonucu yaşatın, ama güvenle: Montunu almayan çocuk üşür ve bir dahaki sefere alır; ama kışın dışarıda hasta olacak kadar değil. Doğal sonuç, tehlikeli sonuç değildir.
- Kendi dilinizi dinleyin: "Yaparsan... yapmazsan..." kalıbı ne sıklıkla ağzınızdan çıkıyor? Fark etmek ilk adımdır.
Ne Zaman Destek Almalı?
Ev ödül-ceza pazarlığıyla dönüyor, çocuk her şey için "ne vereceksin?" diye soruyor ya da ceza korkusuyla saklanıp yalan söylemeye başladıysa, döngüyü dışarıdan görmek iyi gelir. Oyun terapisinde çocuk, ödül ve ceza olmadan kendi seçimlerinin sonuçlarını güvenli bir alanda deneyimler; ebeveyn görüşmelerinde evdeki dil birlikte değiştirilir. Bize ulaşabilirsiniz.
Kısaca
Ödül ve ceza çocuğu kısa vadede yönetir, uzun vadede iç sesini susturur: çocuk neyin doğru olduğunu değil, neyi kazanıp neyden kaçacağını öğrenir. Araştırmalar beklenen somut ödüllerin özellikle çocuklarda içsel ilgiyi azalttığını gösteriyor. Sınır kalır, ama amacı değişir: korkutmak değil, çerçeve vermek. Yapay ceza yerine doğal sonuç, "yaparsan" yerine "yaptıktan sonra", suçlama yerine iki soru.
Kaynaklar
- Deci, E. L., Koestner, R. ve Ryan, R. M. (1999). A meta-analytic review of experiments examining the effects of extrinsic rewards on intrinsic motivation. Psychological Bulletin, 125(6), 627-668. PubMed 10589297


