Bilgi ve Randevu 0 553 843 48 60

Çocukların Oyuncak Silahla Oynaması Zararlı mı?

Salon halısında kartondan yapılmış küçük bir kale, ahşap bloklar ve karton bir kalkan

"Silah Alamazsın"

Oyuncakçıda eli silaha gidiyor; parkta arkadaşlarıyla birbirlerine "pat pat" diye nişan alıyorlar. Çoğu ebeveyn burada haklı bir tedirginlik yaşar: "Şiddete mi alışıyor?" Tepki çoğunlukla aynıdır: yasak. Bu yazı, oyun terapisinin bu konuda ne bildiğini, araştırmaların ne gösterdiğini ve yasak yerine neyin işe yaradığını anlatıyor.

Çocuk Gördüğünü Değil, Hissettiğini Oynar

Oyun terapisinde çok temel bir kural vardır: çocuk oyunda gördüğünü değil, hissettiğini oynar. Eline oyuncak silahı aldığında deneyimlediği şey şiddet uygulamak değildir; güçlü olmak, kontrolü eline almak, kendi korkularını yönetmektir. Dünya küçük bir çocuk için büyük ve belirsiz bir yerdir; silah oyunu çoğu zaman bir saldırganlık değil, bu belirsizliğe karşı bir kalkan kurma çabasıdır.

Ebeveynleri en çok korkutan sahne, çocukların birbirini "vurması"dır. Oysa bu, çocukların kurduğu bir sosyal oyun sözleşmesidir: karşılıklı rızayla oynuyorlarsa, sırayla vurulup sırayla canlanıyorlarsa ve oyunun sonunda kahkahayla yerden kalkıyorlarsa burada şiddet değil, rol değiştirme ve duygusal boşalma vardır. Çocuk o anda pasif konumdan aktif konuma geçer; hayatın provasını yapar.

Araştırmalar Ne Diyor?

"Oyuncak silahla oynayan çocuk şiddete alışır" varsayımı uzun süredir dile getirilir, ama ölçülmüş karşılığı zayıftır. 2.019 çocuğun 5 yaşından 15 yaşına kadar izlendiği bir çalışmada, erken çocuklukta oyuncak silahla oynama miktarı ile ergenlikteki şiddet içeren suçlar arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı; cinsiyet, dikkat eksikliği ve depresyon gibi etkenler hesaba katıldığında da ilişki yoktu. Yazarların sonucu açıktı: çocuklukta "mış gibi" saldırgan oynamak, sonraki suç davranışını öngörmede neredeyse hiçbir rol oynamıyor; itişme oyunları ve savaş oyunları normal gelişimin parçası sayılabilir (Smith, Ferguson ve Beaver, 2018).

Bu, "her şey serbest" demek değildir. Oyunun şiddete dönüşüp dönüşmediğini belirleyen, oyuncağın kendisi değil oyunun hangi duyguya hizmet ettiği ve çevresindeki sınırlardır.

Yasak Neden Çözüm Değil?

  • Duyguyu yasaklayamazsınız, sadece bastırırsınız. Güçlü olma ve korkuyu yönetme ihtiyacı başka bir oyunda, başka bir biçimde geri gelir.
  • Yasak cazibe yaratır: Tamamen yasaklanan oyun daha çekici olur; çocuk gizli oynar, sizinle güven bağı zedelenir.
  • Güvenli alanı kapatırsınız: Çocuğun bu yoğun duygularla sizin gözünüzün önünde, güvenli bir çerçevede baş etme fırsatı ortadan kalkar.

Sınırsızlık Değil, Şefkatli Sınırlar

Çocukların ihtiyacı kuralsızlık değil, güvenli bir çerçevedir. Üç kural, oyunu oyun olarak tutar:

  • Gerçek hiçbir canlıya nişan alınmaz: İnsanlara ve hayvanlara zarar vermek amacıyla silah doğrultulmaz. Bu değişmez kuraldır.
  • Can acıtmak yok: Oyun, herkes gülüyorken oyundur; biri ağlıyorsa ya da "dur" dediğinde durulmuyorsa oyun bitmiştir.
  • Bu bir sembol: "Bu gerçek değil, oyun." Çocuk sembolle gerçeği ayırt etmeyi sizden öğrenir.

Bu sınırlar çocuğa hayati bir ders verir: güç sahibi olabilirsin, ama gücü sorumlulukla kullanırsın.

Yasaklamak Yerine Eşlik Edin

Oyuna katılın ve sorun: "Bu oyunda kim kimi koruyor?", "Şu anda kendini çok mu güçlü hissediyorsun?", "Kötü adam neyi istiyor?" Bu sorular çocuğun duygusunu anlamlandırmasına yardım eder ve size oyunun hangi duyguya hizmet ettiğini gösterir. Oyun odasında oyuncak askerlerin, dinozorların ve yumruk torbasının neden bulunduğunu oyun odasının önemi yazısında anlattık; aynı mantık evde de geçerlidir.

Ne Zaman Endişelenmeli?

Silah oyunu kendi başına bir uyarı işareti değildir. Şunlar birlikte görülüyorsa bir uzmanla konuşun:

  • Oyun rızasız hale geliyor: diğer çocuk "dur" dediğinde durmuyor, gerçekten can acıtıyor.
  • Oyun dışında da saldırganlık var: vurma, ısırma, eşya kırma. Bu davranışların dilini vuran çocuk neden vurur? yazısında anlattık.
  • Oyunun teması değişmiyor; haftalarca aynı sahne, aynı yoğunlukta, rahatlama olmadan tekrarlanıyor.
  • Oyun, yaşanmış bir korkutucu olayın (kaza, şiddet, kayıp) birebir tekrarı gibi görünüyor.

Böyle durumlarda oyun terapisi, çocuğun o oyunla taşıdığı duyguyu güvenli bir odada işlemesine yardım eder. Bize ulaşabilirsiniz.

Kısaca

Çocuk oyuncak silahla şiddeti değil, güçlü olmayı ve korkusunu yönetmeyi oynar; araştırmalar silah oyununun sonraki şiddetle anlamlı bir ilişkisini göstermiyor. Önemli olan silahın kendisi değil, oyunun hangi duyguya hizmet ettiğidir. Yasaklamak yerine üç sınır koyun (gerçek canlıya nişan yok, can acıtmak yok, bu bir sembol) ve oyuna eşlik edin.

Kaynaklar

  • Smith, S., Ferguson, C. J. ve Beaver, K. M. (2018). Learning to blast a way into crime, or just good clean fun? Examining aggressive play with toy weapons and its relation with crime. Criminal Behaviour and Mental Health, 28(4), 313-323. PubMed 29336086
WhatsApp'tan Yazın